YorumForum   YorumForum

Geri git   YorumForum > Genel Sağlık > Diyabet-Şeker Hastalığı

Share This Forum!  
  

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 27.11.20, 00:04   #1
Süper Moderatör

 
Uzman Doktor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.07.10
Mesajlar: 36
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : Uzman Doktor is on a distinguished road
Uzman Doktor is on a distinguished road
Standart Tip-1 Diyabet Nedir ?


Tip-1 Diyabet Nedir ?

tip-1 diyabet genel olarak gençlerde ve çocuklarda ortaya çıksa da her yaşta görülebilen otoimmun bir hastalıktır. Ancak ileri yaşlarda daha nadir görülmekte ve daha çok yaşamın erken evrelerinde ortaya çıkmaktadır. Bu yüzden çocukluk ve ergenlik çağı hastalıkları arasında en sık görülen birkaç hastalıktan biridir. Tüm dünyada milyonlarca tip-1 diyabetli bulunmaktadır. Gelişen ilaç sanayisi ve teknoloji sayesinde hastalığın yönetimi gün geçtikçe kolaylaşmış ve hastalığa bağlı komplikasyon gelişme sıklığı da zamanla azalmıştır. Hastalar eskisine oranla kan şekeri kontrolünü daha kolay yapabilmekte ve buna göre insülin kullanım düzenlerini ve insülin dozajlarını ayarlayarak eskiye oranla çok daha esnek bir kan şekeri kontrolü sağlayabilmektedir. Gelişen teknoloji ve bilim sayesinde hastalığın kesin tedavisi sağlanamasa bile yaşamboyu kontrol altında tutulması mümkün hale gelmiştir. Her geçen gün tip-1 diyabet ile alakalı yeni gelişmeler yaşanmaktadır.

Tip-1 Diyabetin kesin nedenleri tam olarak bilinmektedir. Hastalığın genetik, immun ve alerjik çok sayıda nedeninin olabileceği öne sürülmektedir. Kalıtımın rolü belli oranda vardır. Birinci dereceden akrabalarında tip-1 diyabet veya Lada Diyabet görülen vakalarda hastalığın görülme ihtimali normal popülasyona göre biraz daha fazladır. Ancak ailesinde hiç tip-1 diyabetli vaka olmayan kişilerde de bu hastalığın görülebildiği bilinen bir gerçektir. Bu duruma tam olarak neyin ne olduğu ve nasıl bir süreçten sonra hastalığın tetiklendiği bilinmemektedir. Ancak sebze, meyve ve posadan fakir sağlıksız beslenme, güneş ışınlarına yeterince maruz kalmama, fabrikasyon gıdaların sık tüketimi, alerjik bünye yapısı gibi faktörlerin tetikleyici rol oynayabildiği bilinmektedir. Yapılan araştırmalar tip-1 diyabetin ortaya çıkmadan çok daha önce bağışıklık sisteminde patolojik değişimlerin yaşandığını ve beta hücre rezervinin kademeli olarak azaldığını göstermektedir. Yani tip-1 diyabet birden bire ortaya çıkan bir hastalık değildir.

Erişkin tipi diyabetin aksine tip-1 diyabette t hücreleri rol oynamaktadır. Normalde insan bağışıklık sisteminde çok önemli vazifesi olan ve vücudu istilacı bakterilere, mantarlara ve virüslere karşı koruyan bu hücreler, komplike bir nedenden ötürü vücudun kendi dokularına saldırmaya başladığında ortaya otoimmun hastalıklar çıkar. Tip-1 Diyabet de bu hastalıklardan biridir ve en çok görülenidir. Tip-1 Diyabette aktif rol oynayan T hücreleri, insülin üreten pankreatik beta hücrelerine karşı antikor üretip bu hücreleri öldürmeye başladığında hastalığa giden süreç işlemeye başlar. Genel olarak kan şekeri pankreatik beta hücre rezervlerinin yarsı yok olmadan yükselmeye başlamaz. Beta hücrelerinin %50'den fazlası yok olduğunda ise hiperglisemi ortaya çıkar. Beta hücrelerindeki azalmanın derecesine bağlı olarak kan şekeri yükselir. Biraz bile beta hücre rezervi kalanlarda kan şekerinin hiç beta hücresi olmayanlara göre çok daha ılımlı seyrettiği bilinmektedir.

Tip-1 Diyabette beta hücreleri kendini yenileyemez. Bir kere ölen hücrelerin yeniden üremesi ve insülin üretmeye başlaması mümkün değildir ve kişi ortalama yaşam süresi boyunca harici olarak insülin tedavisi uygulamak zorundadır. Geçmişte çok daha zor olan insülin tedavisi günümüzde çok farklı sayıda ve biyoteknoloji ile üretilen insülin preperatları sayesinde çok daha etkili, ucuz ve pratik hale gelmiştir. Farklı diyabet türlerine ve farklı klinik semptomlara göre farklı insülinler bulunmaktadır. Hızlı etkili, uzun etkili, bazal insülin gibi. Hangi insülinin nasıl ve hangi zamanlama ile uygulanacağına kişiyi düzenli olarak takip eden endokrinoloji uzmanı karar verecektir. Ayrıca günümüzde gelişmiş insülin pompaları da birçok ülkede kolayca temin edilebilmektedir. Bu insülin pompaları ile kan şekerinin durumuna göre efektif olarak insülin uygulamak mümkün hale gelmiştir. Yakın zamanda hem kan şekerini ölçen hem de kan şekeri sonucuna göre insülin dozunu kendisi ayarlayıp vücuda enjekte eden yapay pankreasların tüm dünyada diyabet tedavisinde devrim yaratacağı tahmin edilmektedir.

İnsülin bağımlı şeker hastalığı olarak da bilinen Tip-1 Diyabetin tedavisinde tek amaç kan şekeri kontrolü olmamalıdır. Aynı zamanda ideal kiloda kalmak, sağlıklı bir perhiz uygulamak ve hareketli bir yaşam şeklini tercih etmek mühimdir. Ağır sporlardan kaçınmak ve egzersiz türünü yürüyüş ve yüzme gibi kalbi ve vücudu zorlamayan sağlıklı egzersizlerden yana kullanmak oldukça faydalı olacaktır. Ayrıca düzenli olarak periyodik aralıklar ile kalp, böbrek, damar sistemi ve retina muayenesinden geçmek hastalığın komplikasyon yapıp yapmadığını, yaptıysa bile bu komplikasyonların ilerlemeden başarı ile tedavi edilmesini mümkün kılmaktadır. Her hastalıkta olduğu gibi diyabetin komplikasyonlarının tedavisinde de erken teşhisin hayati önemi vardır. Neticede bazı vakalarda daha düşük kan şekeri seviyelerinde dahi vasküler komplikasyonların gelişebildiği bilinmektedir. Bu yüzden tip-1 diyabetin olası komplikasyonlarına karşı da tedbirli olmak mühimdir.

Tip-1 Diyabetin belirtileri olan çok susama, sık idrara çıkma, açlık atakları, sık enfeksiyon geçirme, halsizlik, idrarda keton cisimciklerinin bulunması gibi belirtiler genel olarak kronik glukoz yüksekliğinin yani hipergliseminin beklenen neticeleridir. Hı
Tip-1 Diyabet Nedir ?

Tip-1 Diyabet genel olarak gençlerde ve çocuklarda ortaya çıksa da her yaşta görülebilen otoimmun bir hastalıktır. Ancak ileri yaşlarda daha nadir görülmekte ve daha çok yaşamın erken evrelerinde ortaya çıkmaktadır. Bu yüzden çocukluk ve ergenlik çağı hastalıkları arasında en sık görülen birkaç hastalıktan biridir. Tüm dünyada milyonlarca tip-1 diyabetli bulunmaktadır. Gelişen ilaç sanayisi ve teknoloji sayesinde hastalığın yönetimi gün geçtikçe kolaylaşmış ve hastalığa bağlı komplikasyon gelişme sıklığı da zamanla azalmıştır. Hastalar eskisine oranla kan şekeri kontrolünü daha kolay yapabilmekte ve buna göre insülin kullanım düzenlerini ve insülin dozajlarını ayarlayarak eskiye oranla çok daha esnek bir kan şekeri kontrolü sağlayabilmektedir. Gelişen teknoloji ve bilim sayesinde hastalığın kesin tedavisi sağlanamasa bile yaşamboyu kontrol altında tutulması mümkün hale gelmiştir. Her geçen gün tip-1 diyabet ile alakalı yeni gelişmeler yaşanmaktadır.

Tip-1 Diyabetin kesin nedenleri tam olarak bilinmektedir. Hastalığın genetik, immun ve alerjik çok sayıda nedeninin olabileceği öne sürülmektedir. Kalıtımın rolü belli oranda vardır. Birinci dereceden akrabalarında tip-1 diyabet veya Lada Diyabet görülen vakalarda hastalığın görülme ihtimali normal popülasyona göre biraz daha fazladır. Ancak ailesinde hiç tip-1 diyabetli vaka olmayan kişilerde de bu hastalığın görülebildiği bilinen bir gerçektir. Bu duruma tam olarak neyin ne olduğu ve nasıl bir süreçten sonra hastalığın tetiklendiği bilinmemektedir. Ancak sebze, meyve ve posadan fakir sağlıksız beslenme, güneş ışınlarına yeterince maruz kalmama, fabrikasyon gıdaların sık tüketimi, alerjik bünye yapısı gibi faktörlerin tetikleyici rol oynayabildiği bilinmektedir. Yapılan araştırmalar tip-1 diyabetin ortaya çıkmadan çok daha önce bağışıklık sisteminde patolojik değişimlerin yaşandığını ve beta hücre rezervinin kademeli olarak azaldığını göstermektedir. Yani tip-1 diyabet birden bire ortaya çıkan bir hastalık değildir.

Erişkin tipi diyabetin aksine tip-1 diyabette T hücreleri rol oynamaktadır. Normalde insan bağışıklık sisteminde çok önemli vazifesi olan ve vücudu istilacı bakterilere, mantarlara ve virüslere karşı koruyan bu hücreler, komplike bir nedenden ötürü vücudun kendi dokularına saldırmaya başladığında ortaya otoimmun hastalıklar çıkar. Tip-1 Diyabet de bu hastalıklardan biridir ve en çok görülenidir. Tip-1 Diyabette aktif rol oynayan T hücreleri, insülin üreten pankreatik beta hücrelerine karşı antikor üretip bu hücreleri öldürmeye başladığında hastalığa giden süreç işlemeye başlar. Genel olarak kan şekeri pankreatik beta hücre rezervlerinin yarsı yok olmadan yükselmeye başlamaz. Beta hücrelerinin %50'den fazlası yok olduğunda ise hiperglisemi ortaya çıkar. Beta hücrelerindeki azalmanın derecesine bağlı olarak kan şekeri yükselir. Biraz bile beta hücre rezervi kalanlarda kan şekerinin hiç beta hücresi olmayanlara göre çok daha ılımlı seyrettiği bilinmektedir.

Tip-1 Diyabette beta hücreleri kendini yenileyemez. Bir kere ölen hücrelerin yeniden üremesi ve insülin üretmeye başlaması mümkün değildir ve kişi ortalama yaşam süresi boyunca harici olarak insülin tedavisi uygulamak zorundadır. Geçmişte çok daha zor olan insülin tedavisi günümüzde çok farklı sayıda ve biyoteknoloji ile üretilen insülin preperatları sayesinde çok daha etkili, ucuz ve pratik hale gelmiştir. Farklı diyabet türlerine ve farklı klinik semptomlara göre farklı insülinler bulunmaktadır. Hızlı etkili, uzun etkili, bazal insülin gibi. Hangi insülinin nasıl ve hangi zamanlama ile uygulanacağına kişiyi düzenli olarak takip eden endokrinoloji uzmanı karar verecektir. Ayrıca günümüzde gelişmiş insülin pompaları da birçok ülkede kolayca temin edilebilmektedir. Bu insülin pompaları ile kan şekerinin durumuna göre efektif olarak insülin uygulamak mümkün hale gelmiştir. Yakın zamanda hem kan şekerini ölçen hem de kan şekeri sonucuna göre insülin dozunu kendisi ayarlayıp vücuda enjekte eden yapay pankreasların tüm dünyada diyabet tedavisinde devrim yaratacağı tahmin edilmektedir.

İnsülin bağımlı şeker hastalığı olarak da bilinen Tip-1 Diyabetin tedavisinde tek amaç kan şekeri kontrolü olmamalıdır. Aynı zamanda ideal kiloda kalmak, sağlıklı bir perhiz uygulamak ve hareketli bir yaşam şeklini tercih etmek mühimdir. Ağır sporlardan kaçınmak ve egzersiz türünü yürüyüş ve yüzme gibi kalbi ve vücudu zorlamayan sağlıklı egzersizlerden yana kullanmak oldukça faydalı olacaktır. Ayrıca düzenli olarak periyodik aralıklar ile kalp, böbrek, damar sistemi ve retina muayenesinden geçmek hastalığın komplikasyon yapıp yapmadığını, yaptıysa bile bu komplikasyonların ilerlemeden başarı ile tedavi edilmesini mümkün kılmaktadır. Her hastalıkta olduğu gibi diyabetin komplikasyonlarının tedavisinde de erken teşhisin hayati önemi vardır. Neticede bazı vakalarda daha düşük kan şekeri seviyelerinde dahi vasküler komplikasyonların gelişebildiği bilinmektedir. Bu yüzden tip-1 diyabetin olası komplikasyonlarına karşı da tedbirli olmak mühimdir.

Tip-1 Diyabetin belirtileri olan çok susama, sık idrara çıkma, açlık atakları, sık enfeksiyon geçirme, halsizlik, idrarda keton cisimciklerinin bulunması gibi belirtiler genel olarak kronik glukoz yüksekliğinin yani hipergliseminin beklenen neticeleridir. Hızlıca teşhis konup efektif şekilde tedaviye geçilmezse diyabetik ketoasidoz tablosunun gelişebileceği de asla unutulmamalıdır. Bu yüzden çocuktan, yaşlı bireylere kadar her yaştan insanın ayda bir kere açlık ve tokluk kan şekerlerini ölçmesi veya ölçtürmesi oldukça faydalıdır. Bu sayede geç kalınmış veya atlanmış diyabet vakalarını erken teşhis etmek ve durum kontrolden çıkmadan tedavi etmek mümkün olmaktadır. Özellikle bu konularda bilgisi olmayan çocuk ve gençlerde ailelerinin yol gösterici olması ve arada sırada kan şekeri ölçümü yapmaları şarttır.

Tip-1 Diyabet tanısı almış kişilerin de 6 ayda bir check up işleminden geçmesi ve kan yağları, kan şekeri, karaciğer ve böbrek fonksiyon testlerine baktırması da oldukça faydalı ve yol göstericidir. Unutulmamalıdır ki, diyabetin kendisi değil kontrolsüz olanı komplikasyon yapmaktadır. Diyabetin kontrollü veya kontrolsüz bir seyir izleyip izlemeyeceği ise hekimden çok hastanın bilincine, bilgisine ve hastalığı takibine bağlıdır.zlıca teşhis konup efektif şekilde tedaviye geçilmezse diyabetik ketoasidoz tablosunun gelişebileceği de asla unutulmamalıdır. Bu yüzden çocuktan, yaşlı bireylere kadar her yaştan insanın ayda bir kere açlık ve tokluk kan şekerlerini ölçmesi veya ölçtürmesi oldukça faydalıdır. Bu sayede geç kalınmış veya atlanmış diyabet vakalarını erken teşhis etmek ve durum kontrolden çıkmadan tedavi etmek mümkün olmaktadır. Özellikle bu konularda bilgisi olmayan çocuk ve gençlerde ailelerinin yol gösterici olması ve arada sırada kan şekeri ölçümü yapmaları şarttır.

Tip-1 Diyabet tanısı almış kişilerin de 6 ayda bir check up işleminden geçmesi ve kan yağları, kan şekeri, karaciğer ve böbrek fonksiyon testlerine baktırması da oldukça faydalı ve yol göstericidir. Unutulmamalıdır ki, diyabetin kendisi değil kontrolsüz olanı komplikasyon yapmaktadır. Diyabetin kontrollü veya kontrolsüz bir seyir izleyip izlemeyeceği ise hekimden çok hastanın bilincine, bilgisine ve hastalığı takibine bağlıdır.


Kaynak: Yorum Forum


Uzman Doktor isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27.04.22, 00:49   #2
Junior Member

 
Üyelik tarihi: 02.02.22
Mesajlar: 4
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : dvrzener is on a distinguished road
dvrzener is on a distinguished road
Standart

Tip 1 diyabet söylenildiği üzere çocuklarda ve gençlerde görülen bir hastalık {genellikle} . Bu hastalık durumunda şeker tüketmek yerine şeker isteğinizi giderecek meyveler ve sebzeler tüketilmesi gerekiyor. Şuan pazarların fiyatların alanya hal fiyatları gibi hal fiyatlarının durumu meyve almaya o kadar müsait olmasa da belirli meyveleri tüketerek bahsettiğim şeker isteğinizi giderebilir ve hastalığınızı tetikleycek hareketlerden uzak durabilirsiniz.

dvrzener isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
bağışıklık sistemi, beta hücreleri, böbrek, check up, glukoz, hiperglisemi, insülin, insülin bağımlı şeker hastalığı, insülin pompası, kan şekeri, karaciğer, komplikasyon, otoimmun, pankreas, t hücreleri, tip-1 diyabet, şeker hastalığı



WEZ Format +3. Şuan Saat: 21:50.


YorumForum Yasal Haklar Sosyal
facebook twitter youtube google+ feedburner
Powered by vBulletin® Version 3.8.8 Alpha 1
Copyright ©2000 - 2022, Jelsoft Enterprises Ltd.