YorumForum   YorumForum

Geri git   YorumForum > Genel Sağlık > Dahiliye-Genel İç Hastalıkları

Share This Forum!  
  

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01.07.21, 22:38   #1
Süper Moderatör

 
Uzman Doktor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.07.10
Mesajlar: 26
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : Uzman Doktor is on a distinguished road
Uzman Doktor is on a distinguished road
Post Kanser Nedir ?


Kanser Nedir ?

Kanser, en bilinen tabiriyle kontrolsüz ve anormal hücre üretimidir. Normalde insan vücudunda her doku ve organ, hücresel bazda sürekli olarak yenilenmektedir. Devamlı olarak yeni hücreler üretilmekte ve yaşlanan, eskiyen, vazifesini yerine getiremeyen hücreler ölmekte ve temizlenmektedir. Bu süreç zarfında eskiyen hücrelerin yerine yenileri üretilmektedir. Bu döngü doğumdan ölüme kadar devam eder. Her canlıda da görülen doğal bir süreçtir bu. Yeni hücrelerin üretilmesi DNA ve RNA'da bulunan genetik ve moleküler materyallere göre olmaktadır. Normal ve sağlıklı bir vücutta üretilen hücreler olması gerektiği gibi üretilmekte ve zamanı gelince ölmektedir. Ancak kanser hücresi müstesnadır. Kanser hücresi, sağlıklı hücrelerden farklı olarak normal döngünün dışına çıkar. Anormal bir yapıya ve özelliklere sahiptir. Ayrıca biyolojik takvime uymaz. Bu durumun neticesi olarak hedef doku ve organlarda çoğalmaya ve tedavi edilmezse tüm vücudu istila etmeye başlar.

Normalde her canlının vücudunda belli oranda hatalı üretim olur. Her canlıda, tolere edilebilir düzeyde kanser hücresi üretilir. Ancak bu hücrelerin sayısı oldukça azdır. Bu hücreler, sağlıklı ve gelişmiş bağışıklık sistemi hücreleri tarafından tespit edilerek etkisiz hale getirilirler. Bu sayede kanser hücreleri, sağlıklı bir bireyde patolojik bir duruma ve anormalliğe neden olmadan rutin olarak temizlenir. Bu yüzden sağlıklı hücreler ile kanser hücreleri arasında bir denge vardır. Bu dengenin korunması doğumdan ölüme kadar kişinin genetik materyallerine, yaşına, yaşam şekline, cinsiyetine, aktivite durumuna göre değişkenlik gösterir. Bazı durumlarda, bu hücrelerin üretimi çok artar ve vücut içinde olması gereken denge kanser hücreleri lehine bozulur ve kişide şikayetler oluşur. Bu durumda ortaya kanser çıkar. Genelde erken teşhis ile tedavi mümkündür. Ancak kanserde tedavi kadar korunma da büyük önem taşımaktadır. Zira hastalığın ortaya çıkış riskini artıran faktörler olduğu gibi azaltan faktörler de bulunmaktadır.

Her kanser türü apayrı bir dünyadır. Esasında kanser çok genel bir terimdir. Oldukça geniş yelpazede yer alan hastalıklar ailesini tanımlar. Her kanserin farklı bir etiyolojisi ve patogenezi vardır. Benzer şekilde her kanser türünün prognozu da değişkenlik göstermektedir. Kişinin taşıdığı genetik miras kadar yaşam şekli de kanserin oluşumunda major rol oynamaktadır. Sigara ve tütün mamüllerinin kullanımı, alkolizm, sedanter yaşam, kontrolsüz diyabet, obezite, benzen ve asbest gibi bazı kimyasal maddelere kronik maruziyet gibi çok sayıda faktör, kanser riskinde artışa neden olur. Benzer şekilde beslenme biçimi ile kanser riski arasında da yakın bağlantı vardır. Undan, şekerden, doymuş yağdan ve hayvansal gıdalardan zengin beslenme kanser riskini artırırken; sebzeden, meyveden, liften ve kabuklu kuruyemişlerden zengin beslenme ise kanser riskini azaltmaktadır. Her kanser türüyle olmasa da, çoğu kanser türü ile beslenme ve yaşam şekli arasında yakın korelasyon vardır.

Unlu ve şekerli gıdalardan zengin besinler hem kan şekerini yükseltip, hemde hücresel oksidasyonu hızlandırarak kanser riskini arttırırlar. Ayrıca bu gıdalar insülin ve igf-1 hormonu gibi growth etkisine sahip olan hormonları da yükseltirler. Bu hormonlar hücre üremesini ve gelişmesini tetikler. Bu etki ile yağ dokusundaki hücreler çoğalır ve genişler. Bunun sonucu olarak kilo artışı olur. İnsülin ve igf-1 hormonları aynı etkiyi kontrolsüz şekilde diğer doku ve organlarda yaptıkları zaman ise ortaya kanser çıkar. Öte yandan unlu ve şekerli gıdaların bol tüketimi aynı zamanda kilo artışına, obeziteye ve diyabete neden olur. Vücut kitle indeksi arttıkça, kanser riski de doğru orantılı bir biçimde artar. Ayrıca kırmızı et, sakatat, kuyruk yağı, tereyağ gibi yağdan ve hayvansal proteinden zengin gıdalar ısıya maruz kaldıkları zaman moleküler yapıları bozulmaya, kanserojen kimyasallar üretmeye ve vücutta dejeneretif etkilere yol açmaya başlarlar. Bu tür gıdaları çokça tüketen bireylerde de kanser riski artar.
,
Öte yandan prostat ve meme kanseri gibi kanser türlerinde, hormonal ve genetik etki de söz konusudur. Bu kanserlerde yaşlanmanın da büyük katkısı vardır. Yaşlanma ile birlikte bu tür kanserlerin riskinde artış olmaktadır. Bilhassa prostat kanseri, yaşlanan erkeğin hastalığı olarak kabul edilmektedir. Meme kanseri ise menapoz sonrası dönemdeki kadınlarda artmaktadır. Meme kanserinin kadınlık hormonu östrojen ve türevleri ile alakası varken, prostat kanserinin testosteron ve türevleri ile alakası vardır. Tabii bu hormonlar herkeste bulunmasına rağmen neden kimi insanlarda kansere neden olurken, kimi insanlarda olmadığı ise net olarak bilinmemektedir. Bu durumdan kişisel genetik özellikler sorumlu tutulmaktadır. Öte yandan çocuklarda ve gençlerde görülen kanser türleri de vardır. lösemi ve bazı lenfoma türleri gençlerde ve çocuklarda daha yaygın olarak görülür. Sebebi bazı genetik kusurlar, çeşitli kimyasal maddelere maruziyet, hava kirliliği, radyasyon, pasif içicilik gibi nedenlerdir.

Düzinelerce kanser türü vardır. Her kanserin oluşum mekanizması, görülme sıklığı, risk faktörleri ve ideal tedavi biçimi farklıdır. Genel olarak çoğu kanser türünde kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi tedavi protokolü uygulanmaktadır. Kanserin türüne göre bazı kanserlerde kemoterapi ön plandayken, bazı kanser türlerinde radyoterapinin ağırlığı daha fazladır. Gene bazı kanser türlerinde ise kemoterapiye neredeyse hiç yer yoktur. Cerrahi tedavi, uygulanacak tedavi protokolünün anahtarıdır. Öte yandan bazı kanser türlerinde ise hiçbir tedavi uygulanmadan hastanın yakın takibi ve gelişmelere göre yol haritası çizmek esastır. Kanser tedavisinde her gün yeni gelişmeler yaşanmaktadır. Kök hücre tedavisi, bağışıklık sistemini terbiye eden çeşitli aşılar, yeni nesil hedef odaklı aşılar, tıbbi perhiz gibi çok sayıda tedavi yöntemi her geçen gün gelişmektedir.

Ancak en önemli olan husus, korunmadır. Korunmanın ise anahtarı bitkisel ağırlıklı şekilde beslenmek, unlu ve şekerli gıdaların tüketimini minimuma indirmek, hayvansal gıda tüketimini çok sınırlamak, alkol ve sigaradan uzak durmak, düzenli egzersiz yapmak, riskli cinsel birlikteliklerden kaçınmak, paketlenmiş ve sentetik katkı maddeleri içeren gıda tüketimini azaltmak, günde en az 2 litre su içmek ve ideal kiloyu mutlak suretle korumaktır. Unutulmamalıdır ki, habis bir hastalık ile en ideal mücadele yöntemi o hastalıktan korunmaktır.


Kaynak: Yorum Forum


Uzman Doktor isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
cerrahi, cerrahi tedavi, diyabet, genetik, hücre, igf-1, insülin, kanser, kanser türü, kemoterapi, lenfoma, lösemi, meme, meme kanseri, menapoz, obezite, prostat, prostat kanseri, radyoterapi



WEZ Format +3. Şuan Saat: 02:47.


YorumForum Yasal Haklar Sosyal
facebook twitter youtube google+ feedburner
Powered by vBulletin® Version 3.8.8 Alpha 1
Copyright ©2000 - 2021, Jelsoft Enterprises Ltd.